ÖlçümX
Demo İste

Bağlam Temelli Soru Nedir? LGS'de Nasıl Tanınır, Örneklerle Anlatım

Bağlam Temelli Soru Nedir? LGS'de Nasıl Tanınır, Örneklerle Anlatım

Bağlam temelli soru, bilgiyi doğrudan sormak yerine bilgiyi bir yaşam durumunun içine yerleştirip öğrenciden o durumu çözümlemesini isteyen soru tipidir. Soru kökünde bir senaryo, bir tablo, bir grafik ya da kısa bir metin bulunur. Öğrenci önce bu bağlamı okur, hangi bilginin işe yaradığına kendisi karar verir, sonra işlemi yapar. LGS'nin sözel ve sayısal bölümlerinin büyük kısmı bu mantıkla kurulur.

Ada Sınav Merkezi olarak 2016'dan bu yana Türkiye geneli LGS denemesi hazırlıyoruz. Her yıl binlerce optik formu okurken şunu görüyoruz: öğrenciler konuyu biliyor. Formülü de biliyor. Ama soru bir marketten, bir sulama sisteminden, bir sınıf panosundan bahsedince duruyorlar. Bu makale tam olarak o durağı anlatıyor.

Bağlam temelli soru nedir?

Bağlam temelli soru, kazanımı gerçek hayattan alınmış bir durumun içine gömen, öğrenciden önce durumu anlamasını sonra bilgisini uygulamasını isteyen sorudur. Bilgi ezberden çağrılmaz, senaryodan çıkarılır. Sorunun içinde gereksiz veri de bulunabilir. Öğrencinin işi, hangi verinin gerektiğini seçip doğru kazanımla eşleştirmektir.

Adı karışık geliyor ama fikri basit. Klasik soru "bunu biliyor musun" diye sorar. Bağlam temelli soru "bunu nerede kullanacağını biliyor musun" diye sorar. Aradaki fark, bir öğrencinin çalışma masasında test çözerken hiç fark etmediği, sınav salonunda ise ilk on dakikada çarpıldığı bir farktır.

Bu tür soruların yaygınlaşması MEB'in ölçme yaklaşımındaki değişimle birlikte oldu. Müfredat tarafındaki dönüşümü ayrıca ele aldık, merak ediyorsanız Maarif Modeli nedir yazımıza bakabilirsiniz. Burada odağımız tek bir şey: soruyu tanımak.

Klasik soru ile bağlam temelli soru arasındaki fark

İki soruyu yan yana koyalım. Aynı kazanım, iki farklı sorma biçimi.

Klasik soru Bağlam temelli soru Bir kenarı 8 cm olan karenin alanı kaç cm²'dir? Ayşe'nin annesi balkona kare biçiminde bir çim halı serecek. Balkonun bir kenarı 8 cm ölçeğinde çizilmiş planda gösteriliyor ve planın ölçeği 1 cm = 50 cm. Halının m² fiyatı 240 TL ise anne kaç TL ödeyecek? Ölçülen: alan formülü Ölçülen: ölçek okuma + birim çevirme + alan + orantı Okuma yükü: 9 kelime Okuma yükü: 40 kelimeye yakın

Fark ettiniz mi? İkinci soruda kare alan formülünü bilmek toplam işin belki dörtte biri. Geri kalanı okuma, seçme, sıraya koyma. Öğrenci "ben bu konuyu biliyorum" der ve yine de yapamaz. Çünkü bilgi eksikliği değil, bilgiyi çağırma eksikliği var.

Bağlam temelli soruda öğrenci iki kez sınava girer. Birincisi metni anlama sınavı, ikincisi konu sınavı. Birincisini kaybeden ikincisine hiç ulaşamaz.

Bağlam temelli soru örnekleri: ders ders inceleme

Şimdi asıl kısma geldik. Aşağıdaki örnekler LGS formatına uygun biçimde hazırlandı. Her sorunun altına "burada aslında ne ölçülüyor" analizini koyduk, çünkü sorunun kendisinden çok o analiz işinize yarayacak.

1. Türkçe: Bağlam temelli soru örneği

Soru metni:

Bir okulun kitap kulübü, ayın kitabını seçmek için üç öneri topladı. Kulüp başkanı panoya şu notu astı:

"Arkadaşlar, üç kitabımız da güzel. Ama bu ay sınav haftası var, kalın kitap seçersek kimse bitiremez. Birinci kitap 420 sayfa, ikincisi 180, üçüncüsü 200 sayfa. Bence ikinci ya da üçüncüde karar kılalım. Yine de son sözü siz söyleyin, oylama cuma günü."

Bu metne göre kulüp başkanının tutumu için hangisi söylenebilir?
A) Kendi seçimini gruba dayatmaktadır.
B) Gerekçesini paylaşıp kararı gruba bırakmaktadır.
C) Kitapların içeriğine göre değerlendirme yapmaktadır.
D) Oylamanın sonucunu önceden bildirmektedir.

Burada aslında ne ölçülüyor? Sayfa sayıları soruda hiçbir işe yaramıyor. Onlar dikkat dağıtıcı. Ölçülen kazanım, metnin yazarının tutumunu belirleme. Öğrenci "420, 180, 200" rakamlarını görünce matematik yapmaya kalkarsa kaybeder. Doğru cevap B, çünkü başkan hem gerekçe veriyor hem "son sözü siz söyleyin" diyor. Sayısal veri barındıran bir Türkçe sorusu, bağlam temelli soruların en sevdiği tuzaktır.

Bu soruyu deneme sonrası oturumlarda okuduğumuzda öğrencilerin yarısı sayfa sayılarına yapışıyor, kâğıdın kenarına 420 ile 180'i alt alta yazıyor, çıkarma işlemi yapıyor ve sonra o işlemin hiçbir şıkka karşılık gelmediğini görünce paniğe kapılıp soruyu boş bırakıyor; oysa yapmaları gereken tek şey rakamları görmezden gelip başkanın son iki cümlesine bakmaktı. Sayılar yem. Metin asıl soru.

2. Matematik: Bağlam temelli matematik sorusu örneği

Soru metni:

Bir kırtasiye, defter satışında iki kampanya duyurdu:

Kampanya A: Tüm defterlerde %20 indirim.
Kampanya B: 3 defter alana 1 defter hediye.

Defterin etiket fiyatı 40 TL'dir. Bir öğrenci 8 defter almak istiyor ve kampanyalar birleştirilemiyor.
Bu öğrenci hangi kampanyayı seçerse ne kadar tasarruf eder?

Burada aslında ne ölçülüyor? Yüzde hesabı burada yalnızca bir alt adım. Asıl ölçülen, iki farklı senaryoyu ayrı ayrı modelleyip karşılaştırma becerisi. A'da 8 × 40 = 320, %20 indirimle 256 TL. B'de 8 defter için 6 defter parası ödenir, yani 240 TL. Fark 16 TL, B avantajlı. Öğrencinin takıldığı yer genelde B'deki "3 alana 1 hediye" ifadesinin 4'lü gruplar demek olduğunu görmemesi. Bu, tamamen bağlamı çözümleme meselesi.

Şunu düşünün: yüzde hesabını gayet iyi bilen, dört işlemde hata yapmayan, hatta sınıfın en hızlı çözen öğrencisi olan bir çocuk bu soruda takılabilir; çünkü sorunun zorluğu yüzde 20'yi hesaplamakta değil, "3 alana 1 hediye" cümlesinin arkasındaki dörtlü grup mantığını görüp iki kampanyayı ortak bir ölçüye çevirebilmekte saklı. Formül değil, çeviri.

Kırtasiye, market, servis ücreti, elektrik faturası... LGS matematik sorularının çoğu bu tür bir zeminde kuruluyor. Öğrenci soruyu formüle çevirene kadar geçen süre, sınavın gerçek maliyeti. Bu süreyi nasıl kısaltacağınızı yeni nesil sorular yazımızda teknik teknik anlattık.

3. Fen Bilimleri: Bağlam temelli fen sorusu örneği

Soru metni:

Bir öğrenci, aynı büyüklükte dört saksıya aynı türden fasulye tohumu ekiyor. Saksıları şu koşullarda bırakıyor:

1. saksı: Pencere önü, günlük sulama
2. saksı: Karanlık dolap, günlük sulama
3. saksı: Pencere önü, sulama yok
4. saksı: Karanlık dolap, sulama yok

Öğrenci "Işık, bitkinin büyümesi için gereklidir." hipotezini test etmek istiyor.
Bu öğrenci hangi iki saksıyı karşılaştırmalıdır?

Burada aslında ne ölçülüyor? Fotosentez bilgisi değil. Değişken kontrolü. Öğrencinin yalnızca ışığın değiştiği, suyun sabit kaldığı çifti bulması gerekiyor: 1 ve 2. Fasulyeyi hiç bilmeyen ama deney tasarımı mantığını kavramış bir öğrenci bu soruyu yapar. Konuyu ezberlemiş ama bağımlı-bağımsız değişken ayrımını kurmamış öğrenci yapamaz. Fen'deki bağlam temelli soruların belki de en tipik kalıbı budur.

Aynı düzenek başka bir hipotezle tekrar sorulabilir — "Su, bitkinin büyümesi için gereklidir" denseydi cevap 1 ve 3 olurdu, "Karanlıkta su verilmesi fark yaratır mı" denseydi 2 ve 4 olurdu; yani öğrencinin ezberlemesi gereken bir cevap yok, her defasında hipoteze bakıp sabit tutulan ile değiştirileni yeniden ayırması gerekiyor. Kılık değişiyor. Mantık aynı.

4. T.C. İnkılap Tarihi: Bağlam temelli soru örneği

Soru metni:

Bir gazetenin 1925 yılına ait sayısında şu haber yer alıyor:

"Şehrimizde açılan yeni okulun kayıtları başladı. Okulda kız ve erkek öğrenciler aynı programı takip edecek, dersler tek bir müfredata göre işlenecek. Daha önce ayrı ayrı öğretim yapan kurumlar bu okula bağlanmıştır."

Bu habere konu olan gelişme, aşağıdaki inkılaplardan hangisinin sonucudur?

Burada aslında ne ölçülüyor? Tarih ve inkılap adı ezberi değil. Belge okuma. Öğrenci haberdeki "tek müfredat" ve "ayrı kurumların bağlanması" ifadelerinden Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na ulaşmalı. Sorunun içinde kanunun adı geçmiyor. Tarih dersinde bağlam temelli soru genelde böyle çalışır: gazete kupürü, anı parçası, afiş, hatta bir mektup verir ve "bu hangi düzenlemenin izidir" diye sorar.

Bağlam temelli sorunun anatomisi

Yüzlerce soru yazdıktan sonra şunu söyleyebiliriz: bu soruların iskeleti hep aynı. Dört parçadan oluşuyor.

Parça İşlevi Örnekten karşılığı Senaryo Durumu kurar, kişi ve yer verir "Bir kırtasiye iki kampanya duyurdu" Veri Sayı, tablo, grafik ya da metin sunar "Etiket fiyatı 40 TL, %20 indirim" Gürültü İşe yaramayan ayrıntı ekler Türkçe sorusundaki sayfa sayıları İstenen Asıl soruyu son cümlede sorar "Hangi kampanyayı seçerse ne kadar tasarruf eder?"

Bu tabloyu bir öğrenciye gösterip elindeki denemeden rastgele bir soru seçtirin. Parçaları tek tek işaretlesin. İki hafta sonra soruyu okuma biçimi değişir. Biz deneme sonrası çözüm oturumlarında bunu yapıyoruz ve etkisi hızlı geliyor.

Neden bu kadar zor geliyor?

Cevap kısa: okuma yükü.

Klasik bir matematik sorusu on kelimeyle sorulur. Bağlam temelli bir soru kırk, elli, bazen yetmiş kelime. Sınav süresi ise aynı. Yani öğrenci aynı sürede çok daha fazla metin işlemek zorunda. Konu bilgisi yeterli olsa bile okuma hızı yetmezse soru bitmiyor.

İkinci sebep daha sinsi. Öğrenciler yıllarca "soruyu gör, formülü yaz" refleksiyle çalıştı. Bağlam temelli soru bu refleksi bozuyor. Formül soruda görünmüyor. Öğrencinin kendisi karar verecek. Karar verme, ezberden çok daha yorucu bir zihinsel iş ve bunun antrenmanı ancak gerçek sınav koşullarında yapılıyor. Denemelerin öğrenci başarısına etkisini ayrı bir yazıda veriyle birlikte ele aldık.

Bir de şu var. Öğrenci senaryoyu okurken kafasında hikâyeyi canlandırıyor, sonra hikâyeye kapılıp asıl istenen şeyi unutuyor. Kırtasiye sorusunda "hangi kampanya avantajlı" diye cevap veriyor ama soru "ne kadar tasarruf eder" diye sormuş. Puan gidiyor. Bilgi eksiği yok. Dikkat eksiği de yok aslında, yönetim eksiği var.

Sınav salonunda olan biten şu: öğrenci senaryoyu okurken zihninde bir sahne kuruyor, kırtasiyeyi görüyor, defterleri görüyor, belki kendi kırtasiyecisini hayal ediyor ve o sahnenin içinde kaybolurken sorunun son cümlesinde ne istendiğini kaçırıyor; sonra doğru işlemi yapıp yanlış şıkkı işaretliyor, kâğıdı teslim ediyor, evde çözünce "ben bunu biliyordum ya" diyor ve kimse ona neyi kaybettiğini söyleyemiyor. Bilmek yetmiyor.

Hangi derslerde daha çok çıkıyor?

Hepsinde çıkıyor ama dağılım eşit değil.

Matematik ve Fen bu soru tipinin merkezinde. Sayısal bölümdeki soruların çoğunluğu bir senaryoya bağlı. Grafik, tablo, deney düzeneği, fiyat listesi... Bunlar artık istisna değil, standart.

Türkçe zaten doğası gereği metne dayalı, ama burada değişen şey metinlerin türü. Sadece edebi paragraf değil; infografik, ilan, kullanım kılavuzu, sosyal medya paylaşımı, e-posta. Öğrenci farklı metin türlerinde gezinmeyi bilmeli.

İnkılap Tarihi ve Din Kültürü tarafında görsel ve belge kullanımı arttı. Karikatür, harita, anı metni.

İngilizce ise en görünür şekilde bağlamsallaştı: menü okuma, tatil planı, kısa mesajlaşma, tablo yorumlama.

Yani "sadece sayısalda çıkar" demek yanlış. Sözel tarafta öğrenciler daha az fark ediyor, çünkü metin okumaya zaten alışıklar. Farkı hissettikleri yer matematik oluyor.

Kazanım raporlarında sık gördüğümüz manzara da bunu doğruluyor: bir öğrenci Türkçe'de paragraf sorularının neredeyse tamamını doğru yapıyor, aynı öğrenci matematikte senaryolu problemlerin yarısını kaçırıyor ve aradaki uçurum okuma becerisinden değil, okuduğunu sayıya çevirme alışkanlığının hiç kurulmamış olmasından geliyor. İki ayrı beceri bunlar. Karıştırmayın.

Veli ve öğrenci bir soruyu nasıl tanır?

Bağlam temelli soru nasıl anlaşılır sorusuna en pratik cevap şu: soru kökünü kapatın, sadece son cümleyi okuyun. Son cümle tek başına anlamlıysa o soru klasiktir. "Karenin alanı kaçtır" tek başına anlamlı. Ama "Bu öğrenci hangi kampanyayı seçerse ne kadar tasarruf eder" tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. Bağlam olmadan soru yok.

Birkaç işaret daha:

Veliler için pratik bir kontrol: çocuğunuza soruyu sesli okutun, sonra kitabı kapatıp "soru senden ne istiyor" diye sorun. Cevabı veremiyorsa problem konu bilgisinde değil. Metni tutamıyor. Bu ayrım önemli, çünkü çözüm de farklı: daha çok test çözmek değil, daha yavaş ve dikkatli okumak gerekiyor.

Denemede bu sorularla nasıl karşılaşılmalı?

Evde salonun sessizliğinde çözülen bağlam temelli soru ile pazar sabahı 09:30'da, süre baskısı altında, yanınızda tanımadığınız öğrencilerle çözülen soru aynı soru değildir. Ada Sınav Merkezi olarak denemelerimizi gerçek LGS günü ve saatinde, pazar 09:30-12:50 aralığında yapmamızın sebebi bu. Kişiselleştirilmiş optik form, canlı gözetmenlik, gerçek oturum düzeni.

8. sınıf için 78, 7. sınıf için 32, 5 ve 6. sınıf için 21 deneme hazırlıyoruz. Sorular Özdebir, Sinan Kuzucu, Fenomen, İSEM, Nartest, Palme ve Töder dahil 40'ı aşkın yayınevi ortağımızla üretiliyor. Sınav sonrası branş ve kazanım bazlı rapor ile Türkiye geneli sıralama veriyoruz; yani öğrenci hangi kazanımda bağlamı çözemediğini tek tek görüyor. Son üç yılda öğrencilerimiz 41 Türkiye birinciliği çıkardı.

Sistemin nasıl işlediğini merak ediyorsanız Türkiye geneli deneme sınavı nedir yazısına, deneme takvimimiz için sınav paketleri sayfasına, geçmiş sınavların anahtarları için cevap anahtarları bölümüne göz atabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Bağlam temelli soru ile yeni nesil soru aynı şey mi?

Tam olarak aynı değil, ama iç içe. "Yeni nesil soru" daha geniş bir şemsiye terim; beceri temelli, çoklu kazanım içeren tüm soruları kapsıyor. Bağlam temelli soru ise bu şemsiyenin altındaki en yaygın tip: kazanımın gerçek hayat senaryosuna yerleştirildiği sorular. Pratikte ikisi çoğu zaman aynı soruyu tarif ediyor.

Bağlam temelli sorular her derste çıkar mı?

Evet, LGS'nin tüm derslerinde karşınıza çıkabilir. Yoğunluk matematik ve fen bilimlerinde daha yüksek, ancak Türkçe, inkılap tarihi, din kültürü ve İngilizce tarafında da senaryo, görsel ve belge tabanlı sorular standart hale geldi.

Çocuğum konuyu biliyor ama bu soruları yapamıyor, neden?

Büyük ihtimalle sorun konu bilgisinde değil, metni yönetmede. Bağlam temelli soru önce okuma-anlama sınavı yapıyor, sonra konu sınavı. İlk aşamada takılan öğrenci ikinci aşamaya hiç gelemiyor. Bunu ayırt etmek için çocuğunuza soruyu okutup "senden ne isteniyor" diye sorun.

Bağlam temelli soruda gereksiz bilgi neden var?

Kasten konuyor. Gerçek hayatta karşılaştığımız hiçbir problem bize sadece gerekli veriyi vermez; ilgili ve ilgisiz bilgi bir arada gelir. Sorunun amacı, öğrencinin bu ayıklamayı yapabilmesini ölçmek. Kullanılmayan veri hatayı değil, ölçmenin bir parçasını gösteriyor.

Bu soruları çözmek için hangi teknikleri kullanmalı?

Soru kökünü önce okuma, veriyi işaretleme, senaryoyu matematiksel modele çevirme gibi teknikler işe yarıyor. Bunları ayrıntılı biçimde yeni nesil sorular yazımızda ele aldık; burada odağımız soruyu tanımak olduğu için teknik kısmına girmedik.

Bağlam temelli sorulara hazırlanmak için sadece test çözmek yeterli mi?

Yeterli olmuyor. Aynı tipte yüzlerce soru çözmek okuma hızını artırır ama karar verme becerisini geliştirmez. Öğrencinin çözdüğü soruyu geri dönüp "bu soru hangi kazanımı hangi senaryoyla sormuş" diye çözümlemesi gerekiyor. Kazanım bazlı deneme raporları tam olarak bunun için var.

Kaçıncı sınıftan itibaren bu soru tipiyle karşılaşılıyor?

5. sınıftan itibaren müfredat ve ölçme materyalleri bu yönde şekilleniyor. Bu yüzden 5 ve 6. sınıf düzeyinde de deneme uyguluyoruz. Erken tanışan öğrenci 8. sınıfta soruyu okurken duraksamıyor.

Deneme sınavı raporunda bağlam temelli sorulardaki durumu görebilir miyiz?

Görebilirsiniz. Branş ve kazanım bazlı raporda hangi kazanımlarda kayıp yaşandığı tek tek çıkıyor. Bir öğrencinin aynı kazanımı klasik soruda yapıp senaryolu soruda yapamadığı çok net okunabiliyor. Sınav merkezlerinin bu işleyişini sınav merkezleri nedir yazısında anlattık.

Son bir not

Bağlam temelli soru öğrenciyi cezalandırmak için tasarlanmadı. Amaç, bilginin kâğıtta kalıp kalmadığını görmek. Bir öğrenci yüzde hesabını biliyorsa kırtasiyede de bilmeli, faturada da, indirimde de. Sınav bunu soruyor.

Zorluğu ise şurada: bu beceri sessizce gelişiyor ve ancak gerçek sınav koşulunda test edilebiliyor. Evde çözülen test bunu ölçmüyor. Deneme ölçüyor.

Bir öğrencinin sekiz ay boyunca aynı hatayı tekrarlaması yeteneksiz olduğu için değil, kimse ona hatanın konu bilgisinde mi yoksa metni tutmakta mı olduğunu göstermediği içindir; kazanım kırılımını veren bir rapor bu ayrımı ilk denemede söyleyebilir ve o andan sonra çalışma planı baştan kurulur — çünkü artık neyi tekrar edeceği kadar neyi bırakacağı da bellidir. Bu kadar basit. Ve çoğu zaman bu kadar geç fark ediliyor.

Öğrencinizin hangi kazanımda bağlamı çözemediğini görmek istiyorsanız deneme takvimimize göz atın.

Etiketler:
M

Muhammet Yılmaz

Eğitim Uzmanı — Öğrenci başarısı, sınav takibi ve veri odaklı pedagojik değerlendirme üzerine çalışmalar yürütmektedir.